Bir toplumun sözlü ve yazılı bütün kültür değerleri dil kabı ve kalıbı ile bir kuşaktan diğerine, bir mekândan başka bir mekâna aktarılır Türk edebiyatının bütün örnekleri dilimizin taşıyıcılığı ile bugüne ulaşmıştır Türk tarihinin bütün dönemlerini dilimizle öğreniyoruz Dinimiz, töremiz, sanatımızla ilgili bilgilerimiz varlığını dile borçlu

Bir toplumda yaşayan insanlar, evreni olduğu gibi değil, dillerinin kendilerine sunduğu biçimde algılamaktadırlar Humboldt bunu şöyle dile getiriyor: “İnsanlar bu dünyada ana dillerinin kendilerine sunduğu biçimde dünyayı görürler”
F Bacon, L Whore, E Sapir gibi düşünürler de her toplumun gerçeği ayrı biçimde yansıttığı konusunda görüş birliği içindedirler Bu durum dillerin birbirinden farklılığının nedenini de açıklamaktadır Çünkü bir toplumda dil anlayışı, o toplumun yaşama düzeninin bir ürünü olarak ortaya çıkıyor Dil insanların hayat karşısındaki davranış özelliğine göre biçimleniyor Söz gelişi Türklerde erkek-dişi ayrımı gözetilmemesi aynen Türkçeye yansımıştır Yine Türklerin sözünde durma özelliği dilde sözcük köklerinin kullanım sırasında değişmemesi sonucunu doğurmuştur Bu da dili kültürün yansıtıcı bir parçası yapmaktadır

Bir toplumun kültür değerleri dilde kendini gösterir Toplumlar ne yiyor, ne içiyor, ne kullanıyor, neye değer veriyor sorularının karşılığını dile bakarak verebiliriz Türklerin “at”a, Arapların “deve”ye önem verdikleri bu dillerdeki sözcüklere bakılarak anlaşılır Eskimolarda “kar”la ilgili, Peru ve Bolivya’da yaşayan Aymara adlı Kızılderili kabilesinde “patates”le ilgili yüzlerce sözcük bulunması toplum yaşayışı ile dil arasındaki ilişkiyi çok açık biçimde ortaya koyar

Dil bir milletin düşünce tarzını da yansıtır Bir toplumun diline bakarak zihninin nasıl çalıştığı anlaşılabilirSöz gelişi Türkçeye bakılarak Türklerin evrene nasıl gerçekçi bir gözle baktıkları çıkarılabilir Türkçe parçaların birleşmesi düzenine dayalı bir dildir Eklemeli de dediğimiz bu sistemde köklerin sonuna ekler takılarak konuşma gerçekleşir Evrene bakıldığında bütün doğal ve yapma nesnelerin parçaların birleşiminden oluştuğunu görürüz Türkçede sözcük sıralanışında önemli öğenin sonra söylenmesi de dünyayı seslendirirken evrenin gerçeklerine bağlılığın sonucudur Çünkü evrende önemli olan öğe hep geri plandadır Doğal olaylardan bir örnek verelim: Yağmur yağmadan önce birçok aşama gerçekleşir, ama bunlar asıl önemli olan yağmurdan önce olur

Dile bakılarak bir milletin dünya görüşünün, inançlarının, töresinin, tarihinin, sanatının, kişiliğinin izlerine, yansımalarına ulaşabiliriz Sözcük dağarcığı dışında deyimler, atasözleri, tekerlemeler, ninniler, türküler, masallar bu bakımdan yüzlerce ipucu ile doludur Fransızca sözlüklere bakıldığında hemen her sayfada “kilise” ile ilgili bir sözcüğe rastlanması bunun kanıtıdır Türkçede aile ilgili sözcüklerin çokluğu aile bağlarının güçlülüğünün bir kanıtıdır

Dil, milletlerin tarih boyunca ilişki kurdukları başka milletlerin kimliğinin de ipuçlarını taşır Türkçe, Türklerin Sırplarla, Ermenilerle ilişki içinde olduklarını ortaya koymaktadır Sırpçada sekiz binden, Ermenicede dört binden fazla Türkçe sözcük bulunması bunun kanıtıdır Türkçede Arapça sözcüklerin çokluğu Araplarla ilişkilerimizin kanıtıdır

Dil kültürün en önemli öğesidir Bir yandan kültürün bütün öğelerini dünden bugüne taşırken, bir yandan da kültürü yaşatan insanların birbirinin kardeşleri, yakınları olduğu bilincini bilinçaltına yerleştirir Aynı dili konuşan insanlarda ortak duygu ve düşünce oluşmaktadır Böylece dil ulusal birlik ve beraberliğin de perçinleyicisi, sağlayıcısı olmaktadır Atatürk bu durumu şöyle belirtir: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkı, Türk milletidir Türk milleti demek, Türk dili demektir Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedirÇünkü Türk milleti, geçirdiği nihayetsiz felâketler içinde ahlakının, ananenelerinin, hatıralarının, kısacası bugün kendi milliyetini yapan her şeyinin dili sayesinde muhafaza olunduğunu görüyor Türk dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir”

Dil-kültür ilişkisini incelerken belirtilmesi gereken bir nokta da dilin, kültürün yaratıcısı olmasıdır Sözlü ve yazılı bütün edebî ürünler, bilim ve sanat eserleri dille oluşturulmaktadır Annelerimizin kundakta bizi uyutmak için söyledikleri ninnilerden, “Bir varmış, bir yokmuş” diye başlayan masallara kadar her sözlü ürün, Köktürk yazıtlarından İstiklal Marşı’na kadar her yazılı ürün dille söylenmiş, yazılmıştır

Dil-kültür ilişkilerinin bir yönü de kültür ve uygarlık değişmelerinin dile yansımasıdır Köktürkçe ile Uygurca arasında sözcük dağarcığı farkı, Uygurların Buda ve Mani dinlerine girerek din değiştirmeleri ile ilgilidir Aynı durum Uygurca ile Karahanlı Türkçesi arasındaki ayrımda da gözlenmektedir Karahanlılar da İslam dünyasının sözcüklerini eserlerine almışlardır Günümüzde de Batı uygarlığına özgü sözcüklerin dilimize girmesi hep aynı yansımanın bir sonucudur

Dille kültür arasında bu kadar sıkı ilişki varken, bu toprakları bizim yapan kültür her bakımdan varlığını dile borçluyken, kültürü oluşturan, yayan, işleyen, taşıyan düzen dille kurulurken Türkçeden başka bir dille eğitim ve öğretime yeşil ışık yakmaya yönelik her türlü söz, davranış, girişim ulusal birliğin çimentosu olan dili sulandırmak anlamına gelir Bunun hem tarihimize, hem atalarımızın mirasına sahip çıkmamak olduğu açıktır Böyle bir girişim sonu belli bunalımlara düşmek, tatlı aşımızı ağılı aşa döndürmek sonucunu doğuracaktır Üstelik kendi elimizle… Açılım derken ayaklarımızın altından vatan topraklarının kayıp gitmesi söz konusu olursa, bu çorbada tuzu bulunanları; hem tarih, hem halk, hem gelecek kuşaklar affetmeyecektir

KAYNAKLAR

Aksan, Doğan, Her Yönü ile Dil, Ana Çizgileriyle Dilbilimi I, TDK yay, Ankara 1977

Demir, Nurettin; Yılmaz, Emine, Türk Dili Yazılı ve Sözlü Anlatım, Nobel yay, Ankara 2009

Eker, Süer, Çağdaş Türk Dili, Grafiker yay, Ankara 2006

Ercilasun, Ahmet, “Sosyal Bir Kurum Olarak Dil’in İnsan Hayatındaki Yeri ve Önemi”, Türk Yurdu, S 348, Ankara 1987

Ergin, Muharrem, Üniversiteler İçin Türk Dili, Boğaziçi yay, İstanbul 1986

Gökalp, Ziya, Türkçülüğün Esasları, MEB yay, İstanbul 1972

Kaplan, Mehmet, Kültür ve Dil, Dergâh yay, İstanbul 1983

Korkmaz, Zeynep ve diğerleri, Türk Dili ve Kompozisyon, Ekin yay, Bursa 2009

Korkmaz, Zeynep, Dil ve Kültür, Tercüman yay, İstanbul 1980

Yeniçeri, Hüseyin ve diğerleri, Dil ve Anlatım, Palet yay, Konya 2009